20 Nisan 2013 Cumartesi

BRATİSLAVA


Budapeşte gezimi tamamladıktan sonra aklımda Viyana'ya gitmek varken Slovak hakim arkadaşım Kristina'nın da davetiyle Slovakya'ya gitmeye karar verdim. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi yurtdışında temel felsefem az uyku, çok yer görmek olduğu için Budapeşte'den erken saatte kalkan trene bilet aldım. Yalnız yurtdışında kesinlikle tren konusunda en iyi ülke Almanya. Budapeşte- Bratislava arası bilette internet sitelerinde sorun olduğu için gitmeden bir gün önce tren istasyonundan bileti satın almak durumunda kaldım. Ertesi gün sabah 07:25 treniyle Budapeşte Keleti tren istasyonundan aktarmasız olarak Bratislava'ya doğru yol aldım. Yalnız tren Slovakya'dan sonra Polonya'ya doğru yol alıyormuş. Tren istasyonunda da çoğu kişi kısa süreli bir kaos yaşadı. Çünkü trenin üzerinden Bratislava'ya gittiğine dair hiç bir ibare yoktu ve trenin Polonya'ya gittiği gözüküyordu ama kısa süre kaldığı için trene binip artık trende herkes birbirine sorup trenin Bratislava'ya gittiğini teyit ediyordu.

2 saat 45 dakikalık bir yolculuktan sonra Bratislava'ya geldim. Bratislava'ya gitmeden önce, Bratislava'yı seneler önce bir TV programında görmüştüm ve şehirdeki değişik heykeller dikkatimi çekmişti. Bratislava'ya inince tabi ilk önce bir hayalkırıklığı yaşadım şehrin tren garı kasaba tren garı gibiydi. Tren garından beni Kristina karşıladı ve valizimi garda bulunan emanetçiye teslim ettik.

Tren garının ön tarafından hemen otobüs durakları var. Şehir küçük olmasına ve çoğu yer yürüyerek gezilebilecek olmasına rağmen yokuşta çıkmamak için bizde otobüs durağına yöneldik. Otobüs durağında beklerken o küçücük şehirde bile Ankara'dan kişilere denk gelip sohbet ettik.

Otobüsle şehrin kalesinin bulunduğu yerde indik. Şehrin kalesinin hemen yanında da Slovak Parlamentosu bulunmakta. Bratislava'da eski Çekoslovakya ve Komünizmin etkilerini şehrin her yerinde hissetmek mümkün.
 



Bratislava Kalesi beyaz renkli ve şehrin tepesine konumlanmış durumda. Buradan tüm şehri kuşbakışı görebileceğiniz gibi Tuna nehri de önünüzden akmakta. Kalenin bahçesinden Bratislava'da ünlü olan Novy Most Köprüsünüde görmeniz mümkün. 





Kalede ve kalenin bahçesinden şehrin manzarasının keyfini çıkardıktan sonra kalenin önünden şehir merkezine doğru inen dar merdivenlerden aşağıya doğru indik. Şehir merkezine ise tam anlamıyla bayıldım. Şehrin her köşesinden bir heykel fışkırıyor resmen. Sanki çizgifilm şehri gibi bir yer Bratislava. Heykellerden en ünlüleri ise "Man at Work" olarak adlandırılan kanalizasyondan çıkmış izlenimi veren Cumil Heykeli ve etrafa gülümseyerek bakan heykel, yine bankın arkasından bakan Napolyon heykeli ve Paparazzi Cafe'nin tam köşesine konumlanmış paparazzi heykeli...Ama Bratislava'da dar sokaklarda daha pek çok çeşme ve heykel bulmanız mümkün. Yine şehri ufak kırmızı minibüslerle de gezmeniz mümkün.

 




 


Gittiğim ülkelerde de genelde mahkemelere veya Hukuk Fakültelerine gitmeye özen gösteririm. Bratislava'da da "Universitas Comeniana Bratislava" Hukuk Fakültesi'ne gittik. 

Yukarıda da bahsettiğim gibi şehrin arka sokaklarında gezerken kendimi bir an Rusya'da hissettim. Değişik bir kilise görmek isterseniz de "Blue Church"u tavsiye ederim. Dışı uçuk mavi sanki hikayelerden çıkmış lego kilisesi görünümünde.



Bratislava'da yemek yemek için tercihiniz kesinlikle "Bratislava Flag Ship Restaurant" olmalı. İşin ilginç tarafı burasının restaurant olduğunu dışarıdan anlamanız pek mümkün değil. Burası eskiden şehrin tiyatrosu olarak kullanılıyormuş. İçine girdikten sonra koridordan ilerlerip üst kata çıktığınızda burasının restaurant olduğunu anlıyorsunuz. Eskiden tiyatro olarak kullanıldığı için bu restaurant oldukça büyük. Restaurantın üst katında yani eskiden tiyatro olarak kullanılan kısmın balkon kısımlarında ise yanyana pek çok bar taburesi bulmanız mümkün. Yine restaurantın adından da anlaşılacağı üzere içeride pek çok ülkenin bayraklarını bulmak mümkün. Tiyatronun sahnesinde ise dev bir bar yer almakta. Yani kısaca Bratislava'ya yolunuz düşerse bu restauranta uğramadan dönmeyin. Kristina bana Slovakların meşhur siyah birası Zlatý bažant ı ve yine onların meşhur olan yemeği Goulash çorbasından ısmarladı.






Bratislava'da alışveriş yapmak için ise adresiniz Hodzovo Namestie olmalı. Burada pekçok markanın mağazasını bulmanız mümkün. 

Şehrin tam ortasında da Grassalkovich Sarayı bulunmaktadır. Burada günün belli saatlerinde askerlerin değişim törenine de denk gelmeniz mümkün. Bu saray Slovak Cumhuriyeti Başkanlık Sarayı olarak kullanılmaktadır. Saraya kadar gelmişken mutlaka arka kısmındaki parkı da gezin.



Bratislava Viyana'ya trenle 1 saat uzaklıkta. Yolunuz Viyana'ya düşmüşken bu ufak ve şirin şehri görmeden sakın dönmeyiniz. Hem de bu vesileyle farklı bir ülke daha görmüş olursunuz. Bratislava hem Avusturya'ya hem de Macaristan'a sınır olan bir başkenttir. Şehirden kuşbakışı baktığınızda Avusturya 'yı da görmek mümkün.

Bratislava gezimide tamamladıktan sonra Kristina beni tren garına bıraktı. İşin ilginç tarafı Viyana'ya tek gidiş bileti, gidiş-dönüş biletinden daha pahalıydı bende bu sebeple gidiş-dönüş bileti satın aldım. Bratislava'dan Viyana'ya geçecekler olanlar için de bu husus akıllarında kalsın. 

3 yorum:

  1. yilbasi icin prag a seyehat edecegim blogunuzu okudum bana isik oldu cok tesekkur ederim.kaleminize saglik.

    YanıtlaSil
  2. http://naciyebektas.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  3. Bizde bir gun kalmistik Bratislava da, meshur ekmek icinde servis edilen sarimsak corbalarini cok begenmistik. Bizim icin en ilginci ise otel olarak Tuna nehri kenarina demirlemis bir gemicikde kalmak olmustu...

    YanıtlaSil