2 Mart 2016 Çarşamba

STUTTGART GEZİ NOTLARI

Aslında Stuttgart yazımı bu yazımdan çok daha fazla özenerek geçen hafta gece 01.30lara kadar ayakta durarak yazmıştım ama yazımın bitmesine 5 dakika kala yanlışlıkla tüm yazım silindi ve otomatik kaydetti. Böylece emeğim bir anda boşa gitmiş oldu ve tekrar oturup Stuttgart yazısı yazmak gözümde o kadar büyüdü ki. Neyse umarım bu yazımı da beğenirsiniz. Zaten bu ara aksilikler üstüste. Cep telefonumda bir anda formatlandı ve tüm hafızası gitti. Neyse sağlık olsun:)

Stuttgart'a gittiğinizde bu yazımla kaba taslak Stuttgart'ta nerelere gidilir? Nerede yenir? gibi sorularınıza cevap bulabilirsiniz. 

Stuttgart denilince akla ilk gelen şey Mercedes’in anavatanı olması. Mercedes Müzesi hakkındaki yazımı okumadıysanız buyurun buraya: http://gokceninseyirdefteri.blogspot.com.tr/search?q=mercedes


Stuttgart; Baden Württemberg eyaletinin başkenti olmakla birlikte, Porsche, Mercedes, Bosch merkezlerinin bulunduğu önemli bir şehirdir. Almanya’nın 2.borsası da zaten Stuttgart Borsası.

Stuttgart benim için tekrar içimdeki gezme aşkını alevlendiren şehirlerden birisi. 2010 Nisan ayında burslu olarak katılmış olduğum bir program vesilesiyle 1 ay Stuttgart Barosu Başkanının ofisinde Diem & Partner Hukuk Bürosunda staj yaptım. Bu 1 aylık süreç benim için gerçekten de apayrı bir deneyimdi. Stuttgart’a daha önceden de 2 kere gitmişliğim vardı ama hepsi kısa süreli gezilerdi.

Gerçi şimdiki aklım olsa kesinlikle bu bir aylık sürecimi daha verimli geçirirdim haftasonları arkadaşlarımı Türkiye’den çağırırdım veya bende haftasonları daha fazla yere seyahat ederdim.

Bu bir aylık süreçte staj yaptığım yer bana ev ayarlamıştı. Ev-ulaşım masraflarına da ben katılmadım.  Önce keşke otel olsaydı diye içimden geçirmiştim. Ama gittiğimde  benim için kiralanan evin de oldukça güzel olduğunu gördüm. Geniş bir salonu, bir yatak odası ve mutfağı vardı. Almanya standartlarına göre büyük bir ev bile denilebilirdi. Evde çamaşır makinesi, bulaşık makinesi de vardı. Almanya’da çoğu evin içerisinde çamaşır makinesi bulunmayıp, çamaşırlarınızı çamaşırhanelerde yıkıyorsunuz.  Bu durum bile düşünüldüğünde evim oldukça lüks sayılırdı.

Hafta içleri zaten sabahtan akşama kadar işte oluyordum. İş çıkışı haftaiçi akşamları da König strasse de mağazalar kapanana kadar turlayıp bir şeyler atıştırıp eve öyle geçiyordum.

Almanya’da mağazalar Türkiye’ye nazaran oldukça erken kapanıyor ve bu konuda da oldukça dakikler. Bir keresinde hatırlıyorum bir fırına girmiştim tam kapanış saati oldu adam bana tart ı satmıyordu sonra inatla satın aldım.


Wilhemsplatz:

Benim evim merkeze yani alışveriş caddesi olan Königsstrasse’ye yürüme mesafesinde bulunan Wilhemsplatz’daydı.

Bu meydanda yan yana dizili cafeler-restaurantlar bulunmakta. Özellikle havanın güzel olduğu günlerde tüm masalar dışarıda oluyor ve etraf adeta cıvıl cıvıl oluyor. Cafelerde yer bulmak bile zorlaşıyor. Burada yer alan  Bistro Einstein, Il Pomodoro ve Murrhardter Hof favori mekanlardan.

Murrhardter Hof Schwabische yemek yapan bir restaurant ama sahibi Burhan Şabanoğlu isminde bir Türk. İstanbul Hilton'da çalıştıktan sonra şansını Almanya'da denemek istemiş, yemeklerde oldukça başarılı.  Yalnız burasının (hatta Almanya'da çoğu lokantanın) şöyle ilginç bir özelliği var. Lokantaya ilk girdiğimde giremezsiniz dediler bende içeri baktım masada oturanlar var. Herhalde parti falan yapıyorlar mekanı kapattılar diye düşündüm ve bu durumu söyledim. Onlarda servis saatinin geçtiğini söylediler ben tabiki bu duruma şaşırdım. Türkiye gibi hizmet sektörünün sınırsız olduğu bir ülke düşünüldüğünde bu durum gerçekten de ilginç. Bende yemek yemek istediğimi söyleyince akşam servis saatinde gelmem gerektiğini söylediler. Bende Almanca ne kadar saçma dedim, onlar da bunun normal olduğunu belirtti. Ama sonra baktılar çok polemiğe girdim :D beni lokantaya buyur ettiler. Almanya'da çoğu lokantanın servis saati var. Mesela örneğin 15-18 arası kimseyi kabul etmiyor falan....

Stuttgart’ta  Türkiye’den ortak bir iş vesilesiyle tanışmış olduğum başarılı bir avukat olan aynı zamanda adaşım Gökçe yaşıyordu. Sağolsun benim kaldığım 1 ay boyunca 3 kere kendisiyle buluştuk, benimle ilgilendi. Bir akşam Gökçe ve eşi Wolfgang’la İtalyan restaurantı Il Pomodoro’ya gitmiştik ve pizzaları kesinlikle mükemmeldi. Bir akşamda evde İtalyan makarnası ziyafeti çektirmişti bana Gökçe :) 

Königsstrasse:

Burası Stuttgart’ın en işlek caddesi olup, alışveriş caddesi. Düsseldorf’taki alışveriş caddesi de König strasse olarak biliniyor. Her akşam iş çıkışı burada gezer, mağazalara bakar ve yemek yerdim. Königstrasse’de aradığınız tüm mağazaları bulacağınıza eminim. Burası araç trafiğine kapalı, aynı zamanda bu caddenin Almanya’da en uzun 2.  alışveriş caddesi olduğu söyleniyor. Bu caddeye bağlanan irili ufaklı sokaklarda araç trafiğine kapalı.
  





Pippi Langstrumpf'u hatırlamayan var mı???










Gökçe & Gökçe :) :




Wolfgang&Gökçe: 





Stuttgart Ana Tren Garı:






Kilise:




Königsstrasse’nin hemen yan tarafında bulunan Stift strasse ve Calwer strassede de yer alan butiklerde de alışveriş yapabilirsiniz.



Stuttgart’ta sevdiğim lokantaları sırasıyla aşağıda da belirttim. Ama ilk olarak Stuttgart’ta keşfettiğim bir mekan var. Rotebühlplatz'da yer alan Sushi Circle. Bu mekan hakkında Hamburg yazımda da (http://gokceninseyirdefteri.blogspot.com.tr/2013/01/berlin-hamburg-gezisi.html) ayrıntılarıyla açıklamada bulunmuştum. Öğle menüsünde belli bir fiyat karşılığında sushi yiyebiliyorsunuz. Hem de bunun için ekstra yorulmadan. Büfede hazırlanan taze sushiler, çin börekleri, pilavlar, tatlılar ufak ufak tabaklara konuyor. Yürüyen bant sistemi var ve bu yemekler her masanın önünden sırayla geçiyor siz de beğendiklerinizi alıyorsunuz. Sistem bu kadar basit. Yemekleri de oldukça leziz. Burası Königsstrasse’den Stuttgart tren garı tarafına yürürken değil de tam tersi istikamette yürürken Rotebühlplatz Nummer 18’de yer alıyor. Hamburg, Frankfurt veya Stuttgart’a yolunuz düşerse size tavsiyem Sushi Circle’a uğramanız. Beni buraya staj yaptığım ofiste birlikte çalıştığımız aynı zamanda oldukça başarılı bir avukat olan Kaan ve yine aynı ofiste çalıştığımız Katharina getirmişti. Daha sonra ben burayı çok sevdiğimden dolayı bana veda öğle yemeğini de burada yapmışlardı. 
Bantlı sistemden geçen yemekler :)









Ofisimizde Chloe isminde bir Fransız stajyer daha vardı haftasonları da onunla gezerdik.

İlk McCafe deneyimi de Stuttgart’ta yaşamıştım. McCafe’den iş çıkışı bir kahve alırdım yanına da güzel bir donut oh mis Königsstrasse'de gezinirdim.


Peki Stuttgartlılar nerede partiler?? Schlossplatz’ın karşı tarafında, Königsbau Alışveriş Merkezinin yan tarafında yer alan Waranga’da. İş çıkışı insanların ellerinde kokteyllerle burada takıldığını göreceksiniz. Hava güzel olduğunda dışarı şezlong atıyorlar ve insanlar ellerinde kokteylleriyle Waranga’da hem eğleniyor hem de dinleniyor J Onun dışında  Königsstrasse’nin paralel sokağında yer alan Theodor Heuss Strasse’de barlar bulunuyor.


Königsbau Alışveriş Merkezi: http://www.koenigsbau-passagen.de/

Königsstrassenin ortalarına geldiğinizde Königsbau alışveriş merkezine denk geleceksiniz. Burada pek çok mağazaya denk gelebileceğiniz gibi zevkinize uygun restaurantlardan birinde bir şeylerde atıştırabilirsiniz. 


Ben burada Schlossplatz’a doğru bakan Terrazza’yı  seviyordum. Hemen girişte sağ tarafta yer alıyor. Bu mekan her gün sabah 09.00- 00.00 arası açık. Havanın güzel olduğu günler masaları merdivenlere atıyorlar güzel Schlossplatz manzarası eşliğinde  bir şeyler atıştırabilirsiniz.

Schlossplatz:

Schlossplatz bahçe ve çeşmelerden oluşuyor. Hava güzelken insanlar çimlerine uzanıyor. Kesinlikle tam bir dinlenme mekanı. Burası Stuttgart resimlerine bakıldığında da hep gözüken kısım. Yani buraya gelmeden Stuttgart’tan ayrılmak yok. 

Stadtgarten:
Stuttgart bir sanayi şehri olmasına rağmen aynı zamanda şehrin her yanı yemyeşil. Kocaman parkları içinde barındırıyor. Bizim açımızdan değerlendirildiğinde ne yaman bir çelişki. Haftasonları Stuttgart tren garının arkasından başlayıp, Wilhelma'ya hatta ilerisine kadar uzanan parkta yürüyüş yapardım. Park devasa. İçinde gölet, planetaryum da barındırıyor. İnsanlar koşuyor, bisiklete biniyor, sporunu yapıyorlar. İşte en çok özendiğim şey. Bir haftasonu hava 20 dereceleri bulmuştu, durumu fırsat bilen Stuttgart'lılar bikinileriyle kendilerini çoktan çimlere atmışlardı. 




Bir haftasonu Baden-Baden'de oturan uzaktan akrabamız, Alman gelini ve torunuyla günübirlik beni ziyarete geldiler.  Sabriye teyzeyi görmeyeli tam 18 sene olmuştu :D 




Marktplatz- Schillerplatz:

Burası da şehrin tam merkezinde ancak şehrin hengamesinden bir an için kaçıp, Cumartesi günleri kurulan çiçek pazarıyla rengarenk olan, sizi eskilere götüren ufak  bir meydan.

Şayet bit pazarına meraklıysanız doğru Karlsplatz’a. Aslında ben normalde bit pazarlarına meraklı değilim ama yurtdışında mutlaka bit pazarlarına da göz gezdiriyorum insan değişik şeyler bulup, zamanda yolculuk yapabiliyor.

Stuttgart’a gelince gitmeniz gereken lokantaların biri burada yer alıyor. İsmi Alte Kanzlei. Stuttgart’a özgü yemeklerden birisi olan erişte ve benimde baya sevdiğim Maultaschen ( Alman usulü mantı diyelim) yemenizi tavsiye ederim. Ben baya beğenmiştim. Nisan-Mayıs dönemi spargel lerin yani kuşkonmazların mevsimi oluyor. Almanya’da kuşkonmaza bizde olmadığı kadar rağbet var. Neredeyse her lokantada kuşkonmaz yemekleri pişiriliyor. Burada bir seferinde denemiş olduğum kuşkonmaz çorbası ve başka bir zamanda Hollandaise soslu denediğim kuşkonmaz kesinlikle mükemmeldi. Sizde o mevsim Stuttgart’a giderseniz kuşkonmazı deneyin. Yoksa da bu lokantada Maultaschenleri denemenizi tavsiye ederim. Yanında da şarap deneyebilirsiniz.


 
 
 
 




Hölderlinplatz:

Burası Stuttgart’ın batı tarafında yer alıyor. U4'e bindiğinizde Rus Kilisesini geçtikten sonra Hölderlinplatz geliyor.

Almanya’da metroya bindiğinizde çoğu insanın aletlere bilet okutmadığını göreceksiniz. Sakın o hataya düşmeyin. Çoğu kişinin aylık veya senelik kartları bulunduğundan dolayı okutmuyor. Almanya’da bilet okutmadan yolculuk etmek “schwarzfahren” yani “siyah yolculuk etmek” olarak nitelendiriliyor. Şayet kontrole denk gelirseniz paşa paşa cezaya katlanıyorsunuz. Mesela 3 Euro vereceğiniz yerde 10-20 katı ceza vermek durumunda kalıyorsunuz. Dolayısıyla sakın o yola başvurmayın ben pek çok kez kontrole denk geldim.  Dolayısıyla hiçbir zaman riske atmıyorum. Ama yakanalırsanız da ceza ödememek için her türlü yolu deneyin turistiz bilmiyordum vs... İşe yarar mı bilmiyorum ama madem bu hataya düştünüz siz her şeyi deneyin :)

Benim 1 ay boyunca staj yaptığım ofis Hölderlinplatz'daydı. Diem& Partner,  oldukça büyük bir villadan oluşuyordu. Öğle aralarında hemen ofisin karşı tarafından bulunan Scardanelli veya Alte Wache’de yemek yerdik.

Alte Wache’nin dekorasyonu güzel olmakla birlikte tipik Alman yemekleri sunan bir lokanta. Burasının da Maultasche yemeği güzeldi. Öğle yemeklerinde günün menüsünde yemek seçme imkanınız da var. 

Diğer yemek yediğimiz yer Scandanelli ismindeki küçük restauranttı. Burada günlük farklı makarnalar çıkıyordu ve ufacık bir yerdi. Birkaç bistro masası var ve orada ayaküstü yemeğinizi yiyorsunuz. Yalnız makarnaları gerçekten de çok güzeldi.

Russische Kirche durağının olduğu yerde Divan isminde iyi bir Türk lokantası bulunuyor. Yurtdışında en son tercihim lokanta Türk lokantası olacaktır ama sizin Türk lokantasına gitme niyetiniz varsa burası aklınızda olsun.

Odamdan manzara: 



Staj döneminde sağolsun Kaan'da  orda bulunduğum süreçte bana yardımcı oldu bir keresinde de birlikte bir duruşma için erken saatte Stuttgart tren istasyonunda buluşup Ulm’e gitmiştik. Oradaki davaları görünce insan tabii ki şaşırıyor bizde sadece 1 dakika sürecek olan duruşma orada neredeyse 2 saat sürüyordu. Hâkim tarafları sürekli uzlaşmaya davet ediyor, duruşmada bilirkişi hazır bulunuyor, duruşmalar bir U masada toplantı şeklinde geçiyor, bilirkişiye taraflar soru soruyordu.  Bu bir aylık süreçte pek çok duruşmaya girme imkânım oldu ve Almanya’nın önde gelen hukuk bürolarından birisinde staj yapmak gerçekten de bir ayrıcalık oldu. Ulm'de kesinlikle çok güzel bir yer insan kendisini masal kitabında hissediyor. 

Ben staj yaparken Stuttgart Barosu’nun seçimleri vardı ve buna yönelik bir kokteyl düzenlenmişti. Hukuk bürosundaki avukatlarda kokteyle gitmişti ama her nedense ben o gün kokteyle katılmak istememiştim. Kaan’da katılmam konusunda beni ikna etmişti ve böylece ofisçe kokteyle gittik.

Seçim sonrasında konferans salonunda konuşma vardı. Daha sonra ofisin kurucusu aynı zamanda tekrar Stuttgart Barosu Başkanı seçilen Herr Diem konuşma yaptı. Almanca konuşmalardan artık uykum gelmeye başlamıştı, uyudum uyuyacaktım :D Ama bir anda ne olduğunu anlamadan kürsüden kendi ismimi duydum ben tabi  o an şok olmuştum. Bir panikle ayağa kalktım ve herkes beni alkışlamaya başladı. Bende herkesi selamladım. Bu bana yapılan güzel bir jest ve hatıra olmuştu.

Hegel Haus- Hegel Müzesi:

Filozof Georg Wilhelm Friedrich Hegel 27 Ağustos 1770’de şu anda müze olan evde doğmuştur. Şayet Stuttgart’ta fazla vaktiniz varsa gezin, onun dışında bence gezmenize pek gerek yok. Frankfurt’taki Goethe’nin veya Trier’deki Karl Marx’ın evleri bence daha güzel. Bu müze benim evime oldukça yakındı, o yüzden bende bir keresinde evi ziyaret ettim. 

Ben o zamanlar selfieyi keşfetmişim :D Hegel'in evinin merdivenlerinde...


 


Wilhelma Hayvanat- Botanik Bahçesi:

Wilhelma Hayvanat&Botanik Bahçesi Almanya’nın en meşhur parklarından birisi. Stuttgart’a gelenlerin de bence mutlaka görmesi gereken bir yer. Çocuklu bir aile iseniz zaten mutlaka gelin. Park oldukça büyük, günün büyük bir kısmını burada geçirebilirsiniz.  

Buraya senede 2 milyondan fazla turist geliyormuş. Park 365 gün açık olmakla birlikte, her sabah 08.15’te açılıyor. Kapanış saati ise mevsimlere göre değişiyor.

Havanın kötü olduğu zamanlarda bile kapalı alanlardaki hayvanları ziyaret etmek için gelebilirsiniz.

Stuttgart Arnulf – Klett –Platz’dan U 14 metrosuna bindiğinizde 8 durak sonra Wilhelma durağında ineceksiniz. Yolculuk yaklaşık 8 dakika sürüyor. İndikten sonra zaten Wilhelma’yı göreceksiniz.


 






Neckar Nehri Turu:

Stuttgart’a geldiğinizde yapacağınız diğer güzel aktivitelerden birisi de kesinlikle Neckar Nehrinde yapacağınız tur olacaktır. Bu gezi boyunca Stuttgart ‘a komşu olan şehirleri de ziyaret edebilirsiniz. Ben Wilhelma’yı gezdikten sonra ana giriş kapısından yaklaşık 5 dakika yürüdüğünüzde Neckar Kaptn’den tekne turuna bindim. Hemen karşı tarafta şehrin kumsalı da bulunuyor. Yapacağınız bu tekne gezisi sırasında üzüm- şarap bağlarını da göreceksiniz. Keyifli bir tekne turu olmuştu size de tavsiye ederim. Yani uzun bir gününüz varsa sabahtan Wilhelma’yı gezersiniz , daha sonra bu tekne turunu yapabilirsiniz. 



Porsche Müzesi:

Stuttgart’ın bu denli dikkat çekmesinin hiç şüphesiz en önemli sebepleri Mercedes ve Porsche’nin merkezlerinin burada yer alması.


Porsche Müzesine gitmek için Stuttgart tren garı (tief) tarafından S6 ‘ya binip, 4 durak sonra yani  12 dakika sonra Neuwirtsh. (Porscheplatz)’da ineceksiniz. Buradaki müze gerçekten de güzel. Ben en çok müzede titreşim-ses alanını beğenmiştim.

Müzenin karşı tarafında da müzeyi gezdikten sonra Porsche almaya niyetlenirseniz :D Porsche satış ofisine gidebilirsiniz. Ben oradayken de Panamera daha Türkiye’ye gelmemişti. Bende deneyimleme fırsatına erişmiştim. 

Müze çıkışında da Porsche lisanslı ürünlerini bulabileceğiniz bir mağaza ve restaurant var.

Müze biletleri bence Avrupa standartları için uygun 8 Euro. Daha önceden rezervasyon yaparsanız Porsche deneyimi de yaşayabilirsiniz. Fiyatlar ise burada:. Mesela Porsche 911’i 99 Euro’ya 1 saatliğine kiralayabilirsiniz. Bütçenize uygun alternatifler için bakınız: https://drive.porsche.com/en/prices-rates.html 







 
 
































Fernsehturm- Televizyon Kulesi:

Burası da Stuttgart’ı tepeden görmek, Stuttgart’a hakim olmak ve yeşilliğe yani Kara Orman’lara doymak için mutlaka gitmeniz gereken bir yer. Stuttgart’ın güneyinde yer alıyor. Stuttgart Hauptbahnhof Arnulf-Klett-Platz’dan U7’ye bindiğinizde 7 durak sonra Ruhbank   
 ( Fernsehturm) durağında ineceksiniz. Yolculuk yaklaşık 10 dakika sürüyor.

Bu kule 1956’da tamamlanmış olup, çelikli betondan yapılma ince borularla inşa edilen ilk yapı olma özelliğini taşımakla birlikte türünün ilk örneklerinden. Buraya da Chloe ile birlikte gitmiştik. Metro durağından indikten sonra kule için orman patikadan giden ıssız bir yol var. Hatta hatırlıyorum buradayken Facebook’a bir foto yüklemiştim annem hemen kızım ıssız yerlerde yürüme diye bir yorum bırakmıştı :D  İşte burası da o patika yol...

Bu kule toplam 217 metre yüksekliğinde, yukarısında seyir terası bulunmakla birlikte bir restaurantta bulunuyor.

Bu kule 2014 senesinde yangından dolayı oluşabilecek bir sorundan kaynaklı olarak kapatılmış ancak sorunlar giderildikten sonra 2016 Ocak itibariyle tekrar kullanıma açıldı. Kule ücreti kişi başı 7 Euro. Kule hakkındaki ayrıntılı bilgiye ve içerisindeki lokantalar hakkındaki bilgilere http://www.fernsehturm-stuttgart.de/de/besuch/index.php den ulaşabilirsiniz. 


 

Frühlingsfest-İlkbahar Festivali:

Almanya’da nasıl Münih’in Oktoberfest’i meşhursa, Stuttgart’ın da ilkbahar döneminde Frühlingsfest’i meşhur. Burası Avrupa’nın en büyük ilkbahar festivalinin kutlandığı yer. 2016 senesi itibariyle bu sene 78. Kutlanacak. İlkbahar festivali Nisan ve Mayıs ayının belli bir aralığını kapsıyor. Sizde Stuttgart tatilinizi bu zaman dilimine getirirseniz Oktoberfest’in ufak bir versiyonunu görme imkanına erişebilirsiniz.

Frühlingsfest hakkında ayrıntılı bilgi için:  http://stuttgarter-fruehlingsfest.de

Bu Oktoberfest’in ilkbahar festivaline bürünmüş hali. Almanlar yine meşhur Trachten kıyafetlerini giyiyor, önceden rezervasyon yapılan çadırlarda  biralar ve geleneksel Alman şarkıları eşliğinde eğleniyorlar.  Chloe ve tamamen Fransızlardan oluşan bir grupla bende ilkbahar festivaline gittim ve çok eğlendim.

Lunaparktaki aletlere de bindik, daha sona çadırlarda eğlenerek vakit geçirdik. Oktoberfest hakkındaki yazım için:  http://gokceninseyirdefteri.blogspot.com.tr/2015/10/munih-oktoberfest.html ulaşabilirsiniz.


 
 
 
Stuttgart'ta gidilecek-görülecek yerler arasında aklıma bunlar geldi. Umarım aranızda Stuttgart'a gidecek olanlar varsa bu notlar işinize yarar.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim üzere Almanya benim en sevdiğim ülke , turistler tarafından henüz pek keşfedilmese de her tarafı ayrı güzel... 

Hayat gezince güzel :D 
                                                                                                        



7 yorum:

  1. Çok faydalı bir paylaşım. Gidecekler için rehber niteliğinde

    YanıtlaSil
  2. Gayet kapsamlı ve başarılı bir yazı olmuş..Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Mustafa Bey güzel yorumunuz için selamlar

      Sil
  3. Stuttgart ile ilgili çok fazla gezi notu yoktu,çok işimize yaradı elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için iyi gezmeler 😊😊

      Sil
  4. Edirne Selimiye Camii Edirne Selimiye Camii, Gezilecek Yerler, Selimiye Cami, Edirnede bulunan, Osmanlı padişahı ıı. Selimin Mimar Sinana yaptırdığı camidir. Sinanın 90 bazı kitaplarda 80 olarak geç

    YanıtlaSil
  5. tesekkurler.fakat cok fazla kendi
    hikayenize yer vermisiniz

    YanıtlaSil